Anasayfa / Gezi / Alaçatı

Alaçatı

Antik dönemde adı ‘Agrillia’ olan Alaçatı, Batı Anadolu tarihinde ‘İonia’ diye adlandırılan ve Gediz nehrinden başlayıp Büyük Menderes ırmağına kadar uzanan bölgenin tam merkezinde yer alır.

Alaçatı İsmi Nereden Geliyor?

Erken Osmanlı tarihinin kaynaklarında Alaçatı’nın adı,’ALACAAT AŞİRETİ’nin yerleştiği bir ‘yaya-müsellem’köyü olarak yazılmış. Yani fetihlerin gelişmesiyle, fethedilen yerlere iskanlarla nüfus ve asker sayısı artınca,1361 de kurulan ordu teşkilatının bir parçası olan ‘yaya’(piyade) ve ‘Müsellem’(süvari) köyü.  Belde adını da, aynı yıllarda bu coğrafyaya yerleşen ‘Alacaat Aşireti’nden alıyor.

Alaçatı Tarihi

Alaçatı, Osmanlı’nın 1566 yılında Sakız adasını fethedene kadar  Cenevizlilerin yönetimi altında şarapçılığı ile ön plana çıkmış Anadolu’nun önemli ticaret merkezlerinden biriydi. 19. yüzyılın ortalarında Osmanlı mimarı Hacı Memiş’in çalışmaları ve çevreden yöreye getirilen Rum işçilerin katkıları sonucunda Alaçatı’nın güneyindeki bataklık bölge kurtarılarak yerleşime açıldı. Buraya yerleşen Rumlar, yörenin imarında önemli rol oynamışlardır. 120 yılı geçkin belediyesi ile Alaçatı, Türkiye’nin en eski belediyelerindendir.

İlk başlarda bağcılıkla geçinen yöre halkı Girit, Yugoslavya, Selanik ve Makedonya’dan gelen göçmenlerin buraya yerleşmesi ile tütüncülüğü de geçim kaynakları arasına katmış oldu. Zaman içinde tarımın gelişmesi ile yörede zeytin, enginar, anason ve narenciye de yetiştirilmeye başlanmıştır. Bunun yanında, tarihi dokusunun içinde oldukça önemli bir yer tutan sakız ağacı da yörede yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

Özellikle Rum mimarisinin etkisinde kalan Alaçatı’da evler yöreye özgü taşlardan ekseriyetle cumbalı ve iki katlı olarak inşa edilmişlerdir. Alaçatı’nın sembolü haline gelmiş ve dönemin teknoloji harikası olarak adlandırılan yel değirmenleri ise yörenin en eski yapılarındandır. Pazar yerindeki camii, mozaikli çarşısı ve karabiber ağaçlarının gölge yaptığı daracık sokakları ile Alaçatı, İzmir’in âdeta arka bahçesi gibidir.

Dünya haritacılığında ayrı bir yeri olan Pirî Reis “Kitab-ı Bahriye”de “Alaca at limanında deniz yufkadır” derken Alaçatı Koyu’nun dalgasız olduğunu tasvir etmek istemiştir. Bununla beraber, yaz ayları boyunca kuzey, kuzey-batı yönlerinde 15-25 Knots süratle esen rüzgâr, Alaçatı koyunu sörfçüler için vazgeçilmez yapmaktadır. Daimi esen rüzgârı, dalgasız ve derin olmayan denizi nedeniyle dünyanın sayılı sörf merkezlerinde biri olan Alaçatı, hem amatör hem de profesyonel sörfçülere hitâp etmektedir.

 

Hakkında ethem

Not: http://www.ethemkiyak.com‘un Apple veya Türkiye’deki yetkili satıcıları ile herhangi bir ilişkisi veya bağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla sitede yazılanlar resmi bilgiler veya açıklamalar değildir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Yukarı Kaydır